OYUTE
İnceleme26 Eylül 2026

Marvel's Wolverine İnceleme

Yazar: Batuhan SavutPuan 8.0
Marvel's Wolverine

Insomniac Games'in Marvel's Wolverine'i için yıllardır en büyük soru bence oyunun iyi olup olmayacağından önce başka bir şeydi: Stüdyo, Spider-Man'de çalışan formülü bu kez Wolverine'in üzerine mi geçirecekti?

Oyunu bitirdiğimde beni en çok rahatlatan şey bunun olmamasıydı.

Marvel's Wolverine açık dünyaya yayılmaya, haritayı ikonlarla doldurmaya veya süresini gereksiz yan görevlerle uzatmaya çalışmıyor. Hikâyesini anlatıyor, Logan'ı önüne çıkanların üzerine salıyor ve yaklaşık 14 saat sonra da nerede durması gerektiğini biliyor.

Ben ana hikâyeyi ve karşıma çıkan yan içeriklerin önemli bölümünü normal zorluk seviyesinde yaklaşık 14 saatte tamamladım. Platin kupayı almam ise 19 saati buldu. Daha hızlı oynayan birinin bunu daha da aşağı çekmesi mümkün.

Bu süre boyunca aklımda kalan şey oyunun kısa olması değil, boş yere uzatılmamış olmasıydı.

Kusurları var. Boss savaşları ciddi anlamda zayıf, dövüş sisteminin en iyi hareketleri biraz geç açılıyor, bazı grafik hatalarıyla ben de karşılaştım ve müzik tarafında dönüp hatırladığım tek bir parça yok. Buna rağmen önüme gelen şey tam olarak oynamak istediğim türden bir Wolverine oyunuydu: Hikâye odaklı, bol şiddetli, hızlı ve karakterinin kimliğini bilen bir oyun.

marvel's wolverine

Bu Wolverine zarar görmeyen bir tank değil

Wolverine denince akla ilk gelen şeylerden biri iyileşme faktörü. Bunun oyun tarafında yaratabileceği en büyük problem de karakteri dokunulmaz hissettirmek olurdu. Insomniac burada bence doğru yolu seçmiş.

Logan ciddi miktarda hasar alıyor. Kurşunlar, darbeler ve özellikle kalabalık çatışmalar can barını çok hızlı aşağı çekebiliyor. Bu yüzden iyileşme sistemi yalnızca karakterin çizgi romanlardaki gücünü hatırlatan görsel bir numara olarak kalmıyor; oynanışın gerçekten kullandığınız bir parçasına dönüşüyor.

Bunu fiziksel tasarımında da hissettim. Logan uzun boylu ve pürüzsüz bir süper kahraman kalıbına sokulmamış. Daha kısa, kıllı, çevik ve saldırırken hayvansı görünen bir Wolverine var karşımızda. Benim için karakterin ekrandaki ilk başarısı burada başlıyor.

Daha önemlisi, yalnızca Wolverine iyi görünmüyor; Logan da iyi yazılmış.

Diğer karakterlerle kurduğu bağlar, bazen bağ kurmak isteyip bunu becerememesi ve o sert kabuğun altından çıkan tarafı hikâyeyi taşıyan unsurlardan biri. Jean Grey ile ilişkisi de bu açıdan başarılı. Aralarındaki flörtleşmeler zorla yazılmış romantik sahneler gibi durmuyor; iki karakter arasında gerçekten geçmişi ve kimyası olan bir ilişki hissi veriyor.

Oyun bana sadece pençeleri olan öfkeli bir adam göstermedi. Neden öfkeli olduğunu ve o öfkenin altında hâlâ bir insan bulunduğunu da anlatabildi.

Marvel's Wolverine

Dövüş vahşi, hızlı ve en önemlisi Wolverine gibi

Marvel's Wolverine'in dövüş sistemi hakkında söylenebilecek ilk şey çok basit: Oyun kan göstermekten korkmuyor.

Pençeler düşmanların içinden gerçekten geçiyor. Uzuvlar kopuyor, çevre kanla kaplanıyor ve Logan bir çatışmadan çıktığında üzerinde olan bitenin izini taşıyor. Şiddeti azaltmaya çalışan steril bir süper kahraman oyunu değil bu.

Ben de zaten Wolverine oyununa gizlenerek herkesi sessizce etkisiz hâle getirmek için girmedim. Bazı alanların stealth oynanışına uygun tasarlandığını görebiliyorsunuz ve isterseniz düşmanları tek tek avlamak mümkün. Ben neredeyse hiç ihtiyaç duymadım.

Çünkü Wolverine olarak bir odanın içine girip düşmanları parçalamak çok daha eğlenceli.

Temel saldırılar, atılmalar, parry sistemi ve özel teknikler bir süre sonra oldukça akıcı bir döngü kuruyor. Özellikle Rage devreye girdiğinde oyun karakterin vahşiliğini mekanik olarak da hissettirmeyi başarıyor. Rage'in yükselmesiyle Logan'ın daha saldırgan hâle gelmesi, ağır hasar aldıktan sonra iyileşme faktörünü kullanarak tekrar ayağa kalkabilmesi ve üçüncü aşamada savaşın tamamen kontrolden çıkması oyundaki en sevdiğim sistemlerden biri oldu.

Kan ve vahşet görmek isteyen biri için Rage anları tam karşılığını veriyor.

Marvel's Wolverine

En iyi saldırılar biraz geç geliyor

Dövüş sistemindeki asıl problemim ise oyunun en eğlenceli hareketlerini size biraz geç vermesi.

Yetenekler ve Special Techniques açıldıkça Logan'ın yapabilecekleri belirgin biçimde genişliyor. Kalabalığı kontrol eden saldırılar, daha iyi kombolar ve çatışmanın ritmini değiştiren hareketler oyunun ilerleyen safhalarında devreye girdiğinde savaş sistemi de başka bir seviyeye çıkıyor.

Sorun şu ki Marvel's Wolverine zaten uzun bir oyun değil.

Tam 'işte şimdi güzel kombolar çıkarmaya başladım' dediğim noktada hikâyenin de son bölümlerine yaklaşmıştım. Dolayısıyla dövüş sisteminin en iyi hâliyle geçirdiğiniz süre, bence olması gerekenden daha kısa kalıyor.

Burada sistemin kötü olduğuna katılmıyorum. Tam tersine, sonlara doğru çok eğlendim. Keşke oyun elindeki iyi hareketlerin bir bölümünü biraz daha erken açıp bana onlarla oynayacak daha fazla zaman verseydi.

Marvel's Wolverine

Boss demeye bin şahit ister

Normal çatışmalardan bu kadar keyif alırken boss savaşlarında aynı şeyi söyleyemem.

Hikâyedeki boss karakterlerinin motivasyonları iyi yazılmış. Neden karşımızda olduklarını, Logan'la veya mutantlarla olan meselelerini anlayabiliyoruz. Sorun, sıra onlarla gerçekten savaşmaya geldiğinde başlıyor.

Bossların büyük bölümünde hareket şeması fazla dar. Birkaç saldırıyı öğreniyor, doğru anda kaçıyor veya parry yapıyor ve aynı döngüyü can barı bitene kadar tekrar ediyorsunuz. Görsel olarak karşınızda önemli bir karakter var ama mekanik olarak normal bir düşmanın daha uzun süren versiyonuyla dövüşüyormuşsunuz gibi hissedebiliyor.

Bazılarında gerçekten 'boss demeye bin şahit ister' diye düşündüm.

Son boss ise bunun istisnası. Kim olduğunu veya savaşın nasıl geliştiğini söylemeyeceğim ama oyun finalde ölçeğini ve temposunu yükseltmeyi başarıyor. Keşke önceki büyük karşılaşmaların bir kısmı da aynı yaratıcılığa sahip olsaydı.

Marvel's Wolverine

Wolverine bir avcı, oyun da bunu unutmuyor

Marvel's Wolverine çıktıktan sonra en çok tartışılan konulardan biri Logan'ın gelişmiş duyularıyla gördüğümüz izler ve oyunun oyuncuyu yönlendirme biçimi oldu.

Ben bu konuda yapılan eleştirilerin büyük bölümüne katılmıyorum.

Wolverine yalnızca pençeleri olan güçlü bir mutant değil. Koku alma duyusu ve içgüdüleri onun kimliğinin doğrudan bir parçası. Avını takip edebilmesi, düşmanları sezebilmesi ve gideceği yönü kokuyla bulması bana oyunun dışından eklenmiş bir yardım sistemi gibi gelmedi. Karakterin zaten yapabilmesi gereken şeyi ekranda görselleştiriyoruz.

Üstelik Marvel's Wolverine başından itibaren lineer bir oyun. Burada yüz kilometrekarelik bir haritada kaybolmamız beklenmiyor. Logan'ın bir hedefi var ve oyun da onu hedefine odaklanan bir kurt gibi oraya götürüyor.

Ben hiçbir noktada oyunun elimden tuttuğunu düşünüp rahatsız olmadım.

Aksine, beni anlamsız yollarla oyalamak yerine bir sonraki hedefe götürmesini Wolverine için doğru buldum. Bu sistemin ekrandaki yoğunluğu azaltılabilir, oyuncuya daha fazla seçenek verilebilir; buna itirazım yok. Ama mekaniğin kendisinin Wolverine oyununda bulunmasını problem olarak görmek bana garip geliyor.

Marvel's Wolverine

Her kahramanın açık dünyaya ihtiyacı yok

Aynı şey oyunun lineer yapısı için de geçerli.

Spider-Man ile Manhattan'ın bir ucundan diğerine gitmek başlı başına eğlenceli. Ağ atmak, binaların arasından geçmek ve havada hız kazanmak oyunun oynanış sistemlerinden biri. Şehri dolaşmak hedefe ulaşmak için katlandığınız bir şey değil; eğlencenin kendisi.

Wolverine'i aynı kalıba koyduğunuzda ne yapacağız?

Şehrin diğer ucundaki göreve gitmek için Logan'la on dakika koşacak mıyız?

Bence her karakteri açık dünyaya sokmak zorunda değiliz. Wolverine'in güçlü tarafı hareket özgürlüğü değil; hedefe kilitlenmesi, iz sürmesi ve önüne gelen engeli vahşice ortadan kaldırması.

Marvel's Wolverine'in lineer yapısı tam da bu yüzden benim için eksiden çok artı oldu. Oyun beni aynı bölgede on tane benzer yan görev yapmaya göndermedi. Bir savaşın süresini sırf bölüm uzun görünsün diye gereksiz dalgalarla şişirmedi. Hikâye bir sonraki noktaya gitmek istediğinde gerçekten gidiyor.

Yaklaşık 14 saatlik ana deneyim bu yüzden bana gayet yeterli geldi.

Platin kupayı 19 saatte aldım ve toplanabilirlerin sayısının az, bulunmasının da kolay olması bunda büyük rol oynadı. Başarım tamamlamak isteyen biri için zaman öldüren bir koleksiyon işi yerine ulaşılabilir bir hedef var.

Marvel's Wolverine
Marvel's Wolverine

Essex ve Trask hikâyeyi taşıyor, Logan ise merkezde

Marvel's Wolverine'in en çok ayrıştığım eleştiri noktalarından biri hikâye oldu. Ben hikâyeyi gerçekten sevdim.

Nathaniel Essex ve Bolivar Trask'ın aynı anlatı içerisinde birbirine bağlanma biçimi, olayların yalnızca arka arkaya dizilmesini engelliyor. Bir karakterin aldığı karar diğerinin hareketlerini anlamlı hâle getiriyor; yaşananların arasında neden-sonuç ilişkisi kuruluyor. Hikâye ilerledikçe iki ismin çatışmanın farklı taraflarını temsil etmesi de anlatıyı tek boyutlu bir 'kötü adamı durdur' hikâyesi olmaktan çıkarıyor.

Bunu spoiler vermeden anlatmak zor çünkü oyunun güzel taraflarından biri bazı bağlantıların zaman içerisinde açılması. Ama genel olarak hikâye bana dolu ve akıcı geldi.

Bunda Logan'ın yazımının payı çok büyük.

Logan insanlarla bağ kurmaya çalışan ama bunu çoğu zaman kendi karakteri yüzünden zorlaştıran biri. Mystique, Sabretooth ve diğer karakterlerle olan ilişkilerinde bu geçmişi hissediyorsunuz. Jean tarafında ise oyun Logan'ın daha sakin ve kırılgan tarafını göstermek için güzel alan açıyor.

Aralarındaki flörtleşmeler de hoşuma gitti. Hikâyeyi durdurup 'şimdi romantik sahne izliyorsunuz' demek yerine diyalogların içine doğal biçimde yerleşiyor.

Benim için iyi bir Wolverine hikâyesinin yalnızca Logan'ın ne kadar öfkeli olduğunu göstermesi yetmez. O öfkenin neden var olduğunu ve bütün o sertliğin altında kimin bulunduğunu da gösterebilmesi gerekir. Marvel's Wolverine bunu büyük ölçüde başarıyor.

Marvel's Wolverine

Nightmare Doors beklediğimden çok daha iyi çıktı

Oyunun yan içerikleri arasında açık ara en sevdiğim şey Nightmare Doors oldu.

Bu kapıların arkasındaki Nightmare Trials, ana hikâyenin daha kontrollü yapısından çıkıp doğrudan yeteneğinizi denediğiniz kısa meydan okumalara dönüşüyor. Süre, hareket ve çatışma üzerine kurulan bu bölümler ana oyundan yeterince farklı hissettiriyor.

O kadar sevdim ki oyunu bitirdikten sonra bile birkaç kez geri dönüp kendimi yeniden denedim.

Benim için iyi yan içerik tam olarak bu. Ana hikâyeyi kesip 'git üç tane aynı şeyi yap' demiyor; ana sistemleri alıp onlarla daha farklı şekilde oynamanız için alan açıyor.

Toplanabilirler ise tam tersine oldukça basit tutulmuş. Viski şişeleri ve diğer koleksiyonlar başarımları tamamlamak isteyenler için var ama sayıları fazla değil ve bulmak da zor değil. Ben bunu problem olarak görmedim. Koleksiyon sistemi oyunun önüne geçmiyor.

Material Crate'lerden topladığınız malzemeler yeni kostümleri üretmekte kullanılıyor ve aynı zamanda kalıcı can geliştirmelerine doğru ilerlemenizi sağlıyor. Kostümlerin kendisi ise oynanışı değiştirmiyor; tamamen görsel seçim. Farklı Wolverine görünümlerini açmak yine de özellikle karakterin geçmişini bilenler için güzel bir motivasyon.

Marvel's Wolverine
Marvel's Wolverine

Görsel kalite yine bildiğimiz PlayStation seviyesi

Teknik sunum tarafında Marvel's Wolverine için uzun uzun anlatmaya gerek yok: Bu yine yüksek bütçeli bir PlayStation birinci parti oyunu gibi görünüyor.

Karakter modelleri, yüz animasyonları, çevredeki detaylar ve özellikle çatışma sırasında Logan'ın aldığı yaraların görünümü oldukça başarılı. Bölüm çeşitliliğini de yeterli buldum. Oyun aynı koridoru farklı ışıkla tekrar tekrar önünüze koyuyormuş gibi hissettirmedi; farklı bölgeler 14 saatlik süre içerisinde görsel ritmi koruyor.

Oyunu standart PS5'te Performance modunda oynadım. Benim deneyimimde oyunun akışını bozan bir performans problemi veya çökme olmadı.

İnternette paylaşılan bazı grafik hatalarının benzerlerine ben de rastladım. Ancak bunlar oynanışı veya hikâyenin temposunu bozacak seviyede değildi. Birkaç saniye bakıp geçtiğim görsel gariplikler olarak kaldılar.

Seslendirmeleri de başarılı buldum. Logan ve diğer ana karakterler duyguyu taşıyor, diyalogların önemli kısmı prodüksiyon seviyesine yakışıyor.

Müzik tarafı ise aynı etkiyi bırakmadı.

Kötü olduğunu söyleyemem ama oyunu bitirdikten sonra aklımda kalan, kendi kendime mırıldandığım veya yeniden dinlemek istediğim tek bir parça olmadı. Bu kadar güçlü bir karakterin oyununda müziklerin de biraz daha kimlikli olmasını isterdim.

Marvel's Wolverine
Marvel's Wolverine
Marvel's Wolverine

Türkçe dil desteği yine yok

Türkiye'deki oyuncular için değinmeden geçmek istemediğim bir konu da dil desteği.

Marvel's Wolverine'de Türkçe metin veya Türkçe ses desteği bulunmuyor.

Hikâyenin ve karakter ilişkilerinin bu kadar ön planda olduğu bir oyunda bunun eksikliğini daha fazla hissediyorsunuz. Miles Morales'te de benzer bir tabloyla karşılaşmıştık; Wolverine'de değişmesini isterdim.

Oyunun benim için puanını tek başına belirleyen bir konu değil ama Türkiye'de hikâye odaklı bir PlayStation oyununa para veren oyuncu açısından görmezden gelinecek bir eksik de değil.

Wolverine'i Spider-Man yapmadığı için sevdim

Marvel's Wolverine kusursuz bir oyun değil.

Boss savaşlarının çoğu zayıf. En keyifli saldırıların bazıları geç açılıyor. Grafik hataları var. Müzikleri akılda kalıcı değil ve Türkçe dil desteği yine bulunmuyor.

Ama oyun bittiğinde düşündüğüm şey bunlardan çok daha basitti:

İyi bir Wolverine oyunu oynadım.

Logan iyi yazılmış. Hikâye akıcı ve dolu. Essex ile Trask'ın anlatı içerisinde birbirine bağlanması olaylara güzel bir neden-sonuç zinciri kazandırıyor. Jean ile ilişkisinden diğer mutantlarla kurmaya çalıştığı bağlara kadar karakterin yalnızca öfkeli tarafını değil, insan tarafını da görebiliyoruz.

Sonra pençeler çıkıyor ve oyun ne olduğunu hatırlıyor.

Rage'e girip bir odayı dağıtmak hâlâ çok eğlenceli. Healing Factor, Logan çok hasar aldığı için anlamlı. Nightmare Doors ana oyundan çıktıktan sonra bile dönmek istediğim bir yan içerik. Lineer yapı ise beni gereksiz yere oyalamak yerine hikâyenin ritmini koruyor.

Bence Marvel's Wolverine'in en doğru kararı da tam olarak burada: Her büyük PlayStation oyununu açık dünya yapmak zorunda olmadığımızı hatırlatıyor.

Spider-Man ile şehirde dolaşmak eğlencenin bir parçası olabilir. Wolverine ile benim istediğim şey şehrin bir ucundan diğerine koşmak değil.

Bir hedef verin.

Kokusunu alayım.

Ve önüme ne çıkarsa parçalayarak oraya gideyim.

Marvel's Wolverine bunu yapıyor. Benim için 8.0 puanlık deneyim de tam olarak bu.

Değerlendirme

Puan8.0

Artılar

  • Logan'ın ve karakter ilişkilerinin güçlü yazımı
  • Akıcı, neden-sonuç ilişkisi kuvvetli hikâye
  • Kanlı, vahşi ve Wolverine'e yakışan dövüş hissi
  • Rage ve iyileşme sistemlerinin karakterle uyumu
  • Gereksiz yere uzatılmamış lineer yapı ve başarılı tempo
  • Nightmare Doors / Nightmare Trials yan içeriği
  • Yüksek görsel kalite ve başarılı seslendirmeler

Eksiler

  • Son boss dışında fazla basit ve sınırlı boss savaşları
  • En iyi saldırı ve komboların oyunun geç safhalarında açılması
  • Yer yer görülen grafik hataları
  • Akılda kalıcı olmayan müzikler
  • Türkçe dil desteğinin bulunmaması

Bunlar da İlginizi Çekebilir